PostHeaderIcon Azerbaycan'da Dirilen Esir Tarih

Azerbaycan'da Dirilen Esir Tarih

Önce Amerika, ardından Azerbaycan...Yaklaşık on gündür Türkiye'den uzaklardayız.Tabii burada tartışılan gündemlerden de...

ABD'den döner dönmez gazetemizin yayın danışmanı Hamdullah Öztürk Bey'le Azerbaycan'a gittik, Cevat Han filminin galasına katılmak için.

Dün Zaman'da okumuş olmalısınız Hamdullah Bey'in izlenimlerini. Filmin mahiyetini de amacını da çok güzel özetliyordu yazısında.

Yani...

Geleceğe emin adımlarla yürüyen Azerbaycan, mazi ile âtî arasında tarihî köprüler kuruyor.

Cevat Han'ın hayatını ve dünyaya bakışını beyazperdeye aktaran film onlardan sadece biri...

Kimdir Cevat Han?

Gence'de Rus ordularına direnen bir kahraman.

Sovyetler Birliği zamanında Cevat Han hakkında kitap yazan Sabir Rüstemhanlı'ya göre ise Azerbaycan'ın esir tarihinin bir parçası.

Galanın açılışında önemli bir konuşma yaptı Sabir Bey.

Dedi ki...


-Büyük milletlerin hafızası güçlüdür.

-200 yıldır yalanlar üzerine kurulmuş bir tarihi öğrettiler bize.

-Milleti millet yapan öz enerjiden uzak tuttular.

Çok doğru tespitler bunlar.

Bir milleti "yekpare" hale getiren en önemli vasıf nedir?

Millî duygulardır. İnançlardır. Ortak tarihî geçmiştir. Kültürdür. Gelenek, görenek ve âdetlerdir.

En önemlisi de...

Geçmişi geleceğe taşıyacak ortak ideallerdir, mefkûredir.

Bir milleti özünden uzaklaştırmanın en kestirme yolu da onun geçmişle olan bağlarını koparmaktır.

Sovyetler zamanında Azerbaycan'da yaşananlar da bunlardan farklı değildi zaten.

Amaç neydi?

Bir milleti tarihinden, inançlarından, geleneklerinden uzaklaştırmaktı.

Halen Azerbaycan Parlamentosu'nda milletvekili olan Sabir Bey bu gerçeği çok veciz ifade etti konuşmasında. Millet olma vasfını kazanmanın o kadar kolay olmadığını anlattı.

Sadece anlatmadı, filmin senaryosuna ustaca yerleştirdiği cümlelerle de bu hakikati bir kez daha gözler önüne serdi.

Filmi izlerken aklıma takıldı, Bush döneminde ortaya atılan "Millet İnşa Etme / Nation Building" kavramı.

11 Eylül hadiselerinden sonra ABD, 2001'de Afganistan'ı 2003'te Irak'ı işgal etti. BM'yi hiçe sayarak yapılan bu işgallerin amacı her iki ülkeye de demokrasi getirmekti.

Aşiretlerin söz sahibi olduğu Afganistan ve Irak'ta, tıpkı İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya ve Japonya'da olduğu gibi yepyeni bir millet ihdas edilecekti.

Onlar da Batılı ülkelerde olduğu gibi demokratik haklarını kullanarak seçim yapacak ve temsilcilerini meclise gönderecekti. Halkın seçtiği hükümetler de ülkeyi yönetecekti.

Ama olmadı.

Hem Irak'ta hem de Afganistan'da yeni bir millet inşa etmek mümkün olmadı.

Tam tersine herkes kendi etnik ve dinî kimliğini ön plana çıkardı. Hükümetler kurulurken bu özellikler, yapılan pazarlıkların temel kıstaslarından biri haline geldi.

Millet olamadıkları gibi belli bir mefkûre etrafında buluşma noktalarını da tamamen kaybettiler.

İhtilaflar, iftiraklara dönüştü.

Hâsılı...

Millet olmak kolay değildir.

Milletin himmetini ortak bir mefkûre etrafında toplamak ise hiç kolay değildir.

Cevat Han filmi bu gerçeği bir kez daha hatırlattı bize.

Ayrıca...

İhtilafların nasıl acı sonuçlar doğurduğunu da...

Sabir Bey, filmin kahramanına şu cümleyi söyletirken, günümüzün Türk dünyasına önemli bir mesaj veriyor aslında:

-Birdik, dünyanın sahibiydik.

Özetle...

Cevat Han filminden çıkarılacak çok ders var.

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Pazartesi, 03.08.2009 - 12:10

Son Güncelleme (Çarşamba, 25 Kasım 2015 07:05)

 
Üye Girişi
Lütfen Üye Olunuz...



Loading
Türkiye`nin İnanç Merkezleri
Google Dil Çeviri Robotu
Türk ve Dünya Tarihi
Google Grupları
Türk ve Dünya Tarihi grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Site İçi Arama Motoru
Ana Sayfa İlginç Tarihi Bilgiler Olaylar Azerbaycan'da Dirilen Esir Tarih

 

Kaplıca Şifalı Su Çamur Su Water Meslek Dersleri