PostHeaderIcon İki Nefes (Ya Hu - Eyvallah)

İKİ NEFES (YA HU - EYVALLAH ) HAŞİM BABA`NIN ÇANAKKALEDE ŞEHİT OLAN OĞLU İÇİN  YAZDIĞI ŞİİR

Çanakkale Savaşları ile İlgili İki Nefes

İKİ NEFES

 

YA  HU
Gelibolu önünde Arıburnu’nda
Al bayrak altında öldün mü yahu?
Besmeleyle varıp attın topunu
Düşmana korkuyu saldın mı yahu?



Bir sabah düşümde suretin gördüm.
Şubenin önünde künyeni aldım.
Hasret çıbanına pençemi vurdum
Artık oralarda kaldın mı yahu?

Muhammet Ali’dir ismi oğlumun.
Şehitliğe koştu cismi oğlumun.
Bize yadigârdır resmi oğlumun.
Gözüme yaş diye geldin mi yahu?

Yarin mi çağırdı? Koşarak gittin.
Şarkı söyleyerek, coşarak gittin.
Dağları, denizleri aşarak gittin.
Şehitlik sırrına erdin mi yahu?

İsrafil surru’dur hücum borusu.
Şehit olanların yoktur sorusu.
Diri bekliyorduk işin doğrusu
Kopmuş güller gibi soldun mu yahu?

Haşimi’in de oğlu gitti, merhaba.
Akıtacak yaşlar bitti, merhaba.
Bu dert bizi deli etti, merhaba.
Vatana canını verdin mi yahu?.

 

EYVALLAH
Gazilik haberin beklerken yavrum
Şehitlik müjdesi geldi, eyvallah.
Mektubun yolunu gözlerken yavrum,
Geldi.. Yüreğimi deldi, eyvallah.

On dokuz yaşında bir taze fidan
Bu nasıl savaştır dönmüyor giden.
Her sabah, her sabah selâmın eden
Gonca gül bağrımı çeldi, eyvallah.

Göz yaşım sel gibi içime aktı.
”Vah yavrun” oldu da dışarı çıktı.
Anan inanmadı yoluna baktı.
Rüyada haberin aldı, eyvallah.

Ben bir koç yiğidi cenklere saldım.
Nice hülyalara, düşlere daldım.
Sen Çanakkale’de ben burda kaldım.
Bu acı kalbimi yardı, eyvallah.

Bir başka diyarda, bir başka yerde,
Çok çok uzaklarda, bilmiyom nerde.
Göçen turnalara bulutlar perde
Mevlâm bu acıyı verdi, eyvallah.

Bu ayrılık yetti, canıma doydum.
Al bayrak önüne resmini koydum.
Onca yaşadığın günleri saydım.
Beni ateşlere sardı, eyvallah.

Yıkılsın da Gelibolu yıkılsın.
Düşmanın canına odlar tıkılsın.
Benim yavrum varsın kurban edilsin.
Haşim baba dara girdi, eyvallah.

Aydın Ayhan


Gazete, televizyon gibi yayınların etkisiyle son yirmi beş, otuz yıldır ülkemize gelip Çanakkale’de ayinler yapan, ağlayan, merasimlerle binlerce kilometre öteden gelip buralarda ölen gençlerini,akrabalarını anan yabancıları görüp üzülmeğe başladık.
Medya bizi öylesine etkiledi ki  bu gençleri burada öldürdük diye neredeyse kendimize kızdık. Oysa bizim analarımız, babalarımız, kadınlarımız yıllarca kan kustu kimsenin umurunda olmadı. Onları unuttuk.


Biz  unutkan insanlarız. Biz her şeyi çok çabuk unuturuz. Bakın etrafınıza, günlük yaşamınıza. Sırayı, saygıyı unuttuk. İnsanlara  taşıtlarda yer vermeği unuttuk. Ekmeğin, şekerin, gazın ves...a ile olduğu günleri unuttuk. Açlığı, kıtlığı, kuraklığı, kızıl çekirge felâketini unuttuk…
Liranın  kıymetli olduğu yılları, kırk parayı, yüz parayı, kuruşu unuttuk.80 li yıllardan önce göz göre göre bir kardeş kavgasına gittiğimizi unuttuk. İhtilâlleri, darbeleri, sürgünleri, işkenceleri unuttuk.. Soysuzlukları, yolsuzlukları, hortumcuları, hırsızları unuttuk.Irz düşmanlarını, canileri bile af ettik..Eroin kaçakçılarını,dolandırıcıları unuttuk. Terörü, öldürülen onca insanı, gencecik öğrencileri, askerleri, polisleri unuttuk
Muhaceretleri, göçleri,daha dün gelen yüz binlerce soydaşı, Bosna’da çekilen acıları,trafik kazalarını unuttuk..Daha birkaç yıl önce ocaklarımızı söndüren, yüreklerimizi yakan depremleri unuttuk.


Biz unutkan insanlarız..Yüz yıllardır devletimizi yıkmak için üzerimize oynanan oyunları, Ermenilerin insanlarımızı katlettiğini,Yunanlıların Anadolu’yu işgal ettiğini unuttuk. Kıbrıs’ta çekilen acıları, üzerimize konan haksız ambargoyu  unuttuk.
Avrupa’ya gittik vatanı unuttuk. Türkiye’de Türkçeyi unuttuk.Cumhuriyet bayramları,On Kasımlar dışında Atatürk’ü unuttuk.Gül kokulu,sümbül kokulu,yasemin kokulu,karanfil kokulu,kır çiçeği kokulu devrimlerin aydınlıklarını unuttuk.Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarının sıkıntılarını unuttuk.
Biz unutkan insanlarız..Geçen yüz yılın başlarında basiretsizce alınan kararlarla  hiç hazırlıksız olarak girdiğimiz harplerin felaketlerini unuttuk.
Yemen’i, Galiçya’yı, Kanal Harekâtını, Medine Müdafaasını, Gazze, Suriye, Filistin, Irak, Kafkas Cepheleri’ni, Sarıkamış felaketini kim hatırlıyor.? Biz unutkan insanlarız..Bu milletin gencecik evlâtlarının, analarının gonca güllerinin, açmadan solan fidanlarının, bu memleketin nice koç yiğitlerinin eriyip gittiği Çanakkale’yi unuttuk.


Bundan on sene kadar önce Balıkesir’de ki Bektaşi muhiblerinden, komşum, mürşidim  Hakkı Oğuz “Evlât, bunların kıymetini senden başka bilen olmaz. Ben Hakk’a yürüdükten sonra karıştır!” diyerek bir tomar şiir vermişti. Bunlar, kendi şiirlerinden başka çoğu eski yazı zaman içinde kendisine intikal etmiş bazı Bektaşilerin şiirleriydi.


Bunların içinde Haşim Baba isimli birinin iki şiiri vardı ki beni çok derinden etkiledi. Alevi-Bektaşi şairleri arasında divan sahibi bir Haşim Baba vardı, ama yaşadığı zaman birbirine uymuyordu. Şiirlerin sahibi Haşim Baba belli ki yerel kalmış birisi idi. Çok uzun araştırmalar sonunda Balıkesir’de Haşim isimli bir Bektaşinin olduğunu, Milli Mücadele’de Soma Cephesinde Yunanlılara esir düştüğünü ve Yunan zindanlarında kaybolduğu öğrendim. Sanırım şiirler bu Haşim’indi. Şiirleriden anladığımız göre Oğlu Çanakkale’de şehit olmuş,yanan bir baba yüreği ile bu nefesleri yazmıştı.

http://www.balkanlar.net/forum/index.php?topic=22138.0;wap2

Bilmiyorum, evladını kurban etmiş bir babanın yürek yangınlığı daha başka nasıl ifade edilebilir. Gerçekten de Çanakkale Savaşlarının en kanlı safhaları 1915 yılının kurban bayramı günlerine gelmişti. Bu milletin insanları ,gencecik çocukları bugün bizim bu topraklar üzerinde hiç kimseden korkmadan,hür ve namusumuzla yaşayabilmemiz için can verdiler.


Pek çoğunun “kaşları bıyıklarından daha çoktu”.Bir İngiliz generalinin dediği gibi: “Çanakkale’deki kanlı savaşlar Türklerin çiçeğini yiyip bitirdi”
Biz unutkan insanlarız..Çanakkale’de halâ vatanı bekleyen on binlerce çocuğumuzu unutmayalım.
Çanakkale’ye gidin. Gidin Çanakkale’ye. Orada; dağa, taşa,denize,dalgalara,bulutlara, denizdeki balıklara,geçen gemilere,esen rüzgârlara,kuşlara ,karıncalara,açan çiçeklere ve toprağın altında kefensiz yatan o gencecik evlatlarımıza duyurmak için haykırın.”Bu vatan bizim!”diye haykırın.Bu milleti Alevi-Sünni diye,Türk-Kürt diye bölmek isteyenlerin beyinlerine çakarcasına haykırın!”Bu vatan bizim!”
Biz ne yaparsanız yapın, kıyamete kadar bu vatan bizim!
Ama, biz unutkan insanlarız.. Çok yakında..Çok yakında; Güney Doğu’da bu vatan için kan döken can veren şehitlerimizi, gazilerimizi de unutur, PKK lıları Büyük Millet Meclisi’ne sokmak için af bile ederiz..
BİZ   UNUTKAN   İNSANLAR   MIYIZ????

Son Güncelleme (Çarşamba, 25 Kasım 2015 07:10)

 
Üye Girişi
Lütfen Üye Olunuz...



Loading
Türkiye`nin İnanç Merkezleri
Google Dil Çeviri Robotu
Türk ve Dünya Tarihi
Google Grupları
Türk ve Dünya Tarihi grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Site İçi Arama Motoru
Ana Sayfa Şiirler İki Nefes (Ya Hu - Eyvallah)

 

Kaplıca Şifalı Su Çamur Su Water Meslek Dersleri