PostHeaderIcon Mısır'da Kurulan Türk Devletleri - Memlukler

Makale İçeriği
Mısır'da Kurulan Türk Devletleri
Eyyubiler
Memlukler
Tüm Sayfalar

 

MEMLÛKLER (1250-1517)

Memlûk Devleti; 1250 yılından 1517 yılına kadar Mısır ve Suriye'de egemenlik kurmuş bir devlettir. Bu devletin bir diğer ismi de Kölemenlerdir. Arapça bir kelime olan memlûk, mal edinilmiş, satın alınmış köle anlamında kullanılmıştır.

Memlûk Devleti'nin Kuruluşu:

Türkler, memlûk olarak Arap dünyasında, Abbasi halifesi Harun Reşid'in oğulları zamanından itibaren görülmeye başlamışlardır. Halife Memun, Samanoğulları Devleti'nden ödedikleri verginin bir kısmının yerine Türk esirleri göndermesini istemiştir. Kardeşi Mutasım ise satın alınan Türklerden güçlü bir ordu meydana getirerek, onlar için Türk ordugâh şehri olan Samarra'yı kurdurmuştur. Bu ordu Mısır'da çıkan isyanların bastırılmasında büyük rol oynamıştır. Asker olarak yetiştirilmek için köle olarak alınan bu Türk gençleri, askerî yetenekleri sayesinde devlet kademeleri ile orduda önemli görevlere getirilmişlerdir. Tolunoğlu Devleti'nin kurucusu olan Tolunoğlu Ahmet'te memlûk sisteminde yetişmiş bir asker idi.

Eyyubîler de Abbasiler gibi Türklerden yararlanmışlardır. Eyyubî Sultanı Salih, Kafkasya'daki Kıpçak Türklerini köle olarak satın almış ve bunları Nil Nehri üzerinde bulunan Ravza adasındaki kışlada eğitilmelerini sağlamıştı. Eyyubîler, bu şekilde yetişen Türk askerlerine memlûk (kölemen) adını vermişlerdir. Zamanla kişisel yeteneklerini göstererek azat da olabilen memlûk askerleri, görevlerinde yükselerek devlet hizmetinde önemli görevlere gelebiliyorlardı.

Eyyubîlerin son zamanlarında memlûk komutanları, büyük güç kazanmışlar ve devlet idaresi ile ordu da kontrolü tamamen ellerine geçirmişlerdi. İşte bu komutanlardan biri olan Aybek (Aybey), Eyyubî sultanı Turanşah'ın öldürülmesinden sonra, Türk memlûk askerlerinin de desteğini alarak Eyyubî Devleti'ne son vermiş ve Mısır'da Memlûk (Kölemen) Devleti'ni kurmuştur (1250).

Memlûk Devleti'nin siyasi tarihi iki bölümde incelenebilir: Birincisi 1250 kuruluş yılından 1382 yılına kadar geçen dönem Türk Memlûkleri (Bahri Memlûkler), ikincisi de 1382 yılından 1517 yılına kadar ki geçen dönem de Çerkez Memlûkleri olarak adlandırılır.

Türk Memlûk Devleti'nin Güçlenmesi:

Aybey, Mısır'daki yerini sağlamlaştırdıktan sonra Suriye ve Filistin civarında kurulmuş olan Eyyubîler ve Haçlılarla savaşmıştır. Ülke içinde huzuru sağlayan Aybey, Memlûk komutanlarından Aktay'ın giderek artan gücünden çekinerek onu öldürtmüştür (1254).

Aybey'in ölümü sonrasında tahta 15 yaşındaki oğlu Ali geçti. Ali'nin küçük yaşta olmasından dolayı devleti, naibi olan Kıpçak Türkü Kutuz ile birlikte yönetmiştir. Bu sırada Memlûkler için en büyük tehlike Moğollardı. Çünkü İlhanlı Moğollarından Hülâgü Han, Abbasi halifeliğine son vererek Suriye şehirlerini işgale başlamıştı (1258). Yaklaşan Moğol tehlikesini bahane eden emirler, Ali'yi tahtan indirip yerine saltanat naibi olan Kutuz'u hükümdar ilan etmişlerdir (1259).

Kutuz, Filistin'e giren İlhanlıları durdurmak amacıyla ordusunu toplayarak harekete geçti. Moğol ve Memlûk orduları Ayn-Calud denilen yerde karşılaştılar (1260). Yapılan savaşın sonunda Moğollar yenilmiş ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Böylece Sultan Kutuz, Suriye ve Mısır'ı Moğol istilâsından kurtarmış, ayrıca Moğolların Mısır'ı ele geçirerek Haçlılarla işbirliği yapmalarını önlemiştir.

Ayn-Calud zaferinin kazanılmasında önemli rol oynayan komutanlardan birisi de Baybars idi. Kutuz, bu savaş sırasında yapacağı yardımlarına karşılık Baybars'a Halep valiliğini vaat etmişti. Fakat savaş sonrası vaadini yerine getirmeyince Baybars, Sultan Kutuz'la siyasi mücadeleye girmiştir. Sonunda mücadeleyi kazanan Baybars Memlûk tahtına oturmuştur (1260).

Baybars tahta çıktığında Memlûk Devleti zor durumda idi. Çünkü Moğol tehlikesi henüz atlatılamamıştı. Suriye ve Filistin'deki Haçlı kalıntıları da Moğollarla işbirliği içinde idi. Ayrıca küçük Eyyubî devletleri de Memlûklere karşı idiler. Baybars, ilk iş olarak Moğolların Bağdat baskınından kaçarak Mısır'a sığınmış olan Abbasi halifesi el-Mustansır'ı Kahire'de Halife ilan etti. Böylece Baybars, halifeyi Mısır'a getirmekle hem onun dinî nüfuzundan yararlanmak, hem de hükümdarlığını meşrulaştırmak istemiştir. Hükümdarlığının Abbasi Halifesi tarafından onaylanması, Baybars'a İslam dünyasında ün kazandırmıştır. Tahttaki yerini sağlamlaştıran Baybars, Güney Anadolu ve Suriye'ye yönelerek buralardaki Haçlı varlığına son vermiştir. Bu sırada Anadolu Selçukluları tamamen İlhanlı Moğollarının hâkimiyeti altına girmişti. Anadolu beyleri, Moğollara karşı Memlûklerden yardım istemişlerdi. Bunun üzerine ordusuyla Anadolu'ya geçen Baybars, 1277 yılında Elbistan'da Moğolları yenerek Kayseri'ye kadar ilerlemiş ve adına hutbe okutturmuştur. Ancak kendisinden yardım isteyen Türk beylerinden gerekli yardım ve ilgiyi göremeyen Baybars, Mısır'a geri dönmüştür. Sultan Baybars aynı yıl içinde de ölmüştür (1277).

Sultan Baybars iyi bir yönetici ve komutandı. Moğolların Mısır ve Suriye'yi ele geçirmelerini engelleyen Baybars, Yakın Doğu'da yüzyıllarca süren Haçlı işgalini de sonlandırmış, ayrıca 1268 yılında da Antakya'yı Haçlı işgalinden kurtarmıştır.

Baybars'ın ölümünden sonra oğulları Memlûk sultanı olmuşlarsa da bu dönem kısa sürmüştür. Tahtı ele geçiren Kalavun, Memlûk sultanı olmuştur (1279). Sultan Kalavun'da Haçlılarla mücadeleye devam etmiş ve Haçlılarla birleşen Moğolları Humus yakınlarında yenilgiye uğratmıştır (1282). Ayrıca Trablus'ta bulunan Haçlı Kontluğu'nu ortadan kaldıran Kalavun, Kudüs Haçlı Krallığı'nın merkezi olan Akka Kalesi'ni de kuşatmıştır. Ancak bu kuşatma sırasında ölmüştür (1290). Kalavun'dan sonra Memlûk tahtına oğlu Melik-ül Eşref Halil geçmiştir. Onun zamanında Akka Kalesi alınarak, bütün Suriye sahili Haçlılardan temizlenmiştir (1291).

Memlûk ordusu içindeki emirler ancak kendi yetenekleri ve ordunun desteğiyle sultan olabiliyorlardı. Bunun için Türk Memlûk Devleti'nde Kalavun'a kadar hanedanlık kurulamamıştır. Daha sonraki yıllarda Kalavun'un soyundan gelenler, Ermenilerle mücadele ederek Kilikya'daki Küçük Ermeni Krallığı'na son vermişlerdir. Fakat devlet içindeki taht kavgaları ülkenin zayıflamasına neden olmuştur. Bu fırsattan yararlanmak isteyen Kıbrıs hâkimi I. Peter donanmasıyla İskenderiye'ye gelerek bu kenti yağmalamıştır (1365). Sultan Kalavun, Türk Memlûklerinin baskısından korunmak için Kafkasya'dan ve Güney Rusya'dan Çerkez çocuk ve delikanlıları satın alarak, onlardan oluşan Kahire'de bir hassa ordusu kurdurmuştur. Eyyubî ordusundaki Türk memlûkleri kendilerini yetiştiren Eyyubî Devleti'ni nasıl yıkmışlarsa, Türk memlûklerinin yetiştirdiği Çerkez memlûkleri de Türk memlûklerinin egemenliğine son vermişlerdir. Sonunda Berkuk adlı bir Çerkez, Türk Memlûk Devleti'nin hâkimiyetine son vermiştir (1382).

Türk Memlûklerine son veren Berkuk, Suriye'de isyan eden valilerin ayaklanmalarını bastırmaya çalışırken, Malatya ve Halep valilerinin kendisine karşı birleşmeleri üzerine mücadeleyi kaybetmiş ve Kahire'den kaçmıştır. Daha sonra bu valilerin kendi aralarındaki mücadelelerinden yararlanarak ikinci kez Memlûk tahtını ele geçirmiştir. Bu sırada İlhanlı Devleti yıkılarak Moğol tehlikesi sona ermişti. Fakat bu seferde Timur tehlikesi ortaya çıkmıştı. Berkuk, Timur ile iyi ilişkiler kurmaya özen göstermiştir. Timur'un Ankara Savaşı'nda Osmanlı hükümdarı Yıldırım Bayezid'i yenmesi, Memlûkleri Osmanlı tehdidinden kurtarmıştır. Bir süre sonra da Timur'un ülkesine dönüp 1405'de ölmesiyle Memlûkler, bu sefer de Timur tehlikesinden kurtulmuşlardır.

Memlûk Devleti'nin Yıkılması Sınırları Fırat Nehri'nden Bingazi'ye, Toros dağlarından da Yemen'e kadar uzanan Memlûkler, Osmanlı Devleti ile de savaşmışlardır. Ankara Savaşı'ndan (1402) sonra kısa bir sürede kendilerini toparlayan Osmanlılar, II. Mehmet'in de İstanbul'u fethetmesiyle (1453), Memlûklere rakip bir güç haline gelmişti. Memlûklerin himayesinde olan Dulkadıroğulları Beyliği, Memlûklerle Osmanlılar arasında tampon bir devlet durumunda idi. Fatih'in hac yolu üzerindeki su bentlerini ve kuyularını tamir ettirme teklifi, Memlûk Sultanı Kayıtbay tarafından iç işlerine müdahale olarak algılamış ve reddedilmişti. Böylece Memlûk-Osmanlı ilişkileri ilk defa Fatih Sultan Mehmet döneminde bozulmuş oldu.

Memlûkler, II. Bayezid'in kardeşi Cem Sultan ile yaptığı taht kavgasında Cem Sultanı desteklemişlerdi. Ayrıca Dulkadıroğulları Beyliği üzerinde iki tarafında söz sahibi olmak istemeleri, gerginleşen ilişkileri savaşa dönüştürmüştür. II. Bayezid döneminde altı yıl süren Osmanlı-Memlûk savaşları yapılmıştır (1485). Bu savaşlarda Osmanlılar, Tarsus ve Adana'yı almışlarsa da, Dulkadıroğullarının Memlûklerin yanında yer almaları, Osmanlı kuvvetlerinin yenilmesine neden olmuştur. Bu savaşların sonucunda her iki tarafta birbirlerine karşı bir üstünlük sağlayamamışlar ve Tunus hükümdarının arabuluculuğu sayesinde barış yapılmıştır (1491).

Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Zaferi (1514) dönüşü Dulkadıroğulları Beyliğine son vermesi (1515) ilişkilerin yeniden bozulmasına neden olmuştur. Mısır seferine çıkan Yavuz Sultan Selim, Halep civarında Mercidabık denilen yerde, Memlûk Sultanı Kansu Gavri (Gurî)'nin ordusu ile yaptığı savaşı kazanarak onu yenmiştir (1516). Bu savaş sırasında Kansu Gavri ölmüş, Halep ve Şam da ele geçirilerek Suriye Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Ordusunu yeniden düzenleyen Yavuz Sultan Selim ertesi yıl tekrar Mısır seferine çıkmıştır. Bu sırada Memlûk tahtında Tumanbay (Tomanbay) bulunuyordu. Kahire'nin doğusunda Ridaniye'de yapılan savaşı yine Osmanlılar kazanmıştır (1517). Böylece Devlet-üt-Türkiye de denilen Memlûk Devleti yıkılmıştır. Yapılan bu savaşın sonucunda Mısır toprakları Osmanlıların eline geçmiştir.



Son Güncelleme (Pazar, 29 Kasım 2015 16:03)

 
Üye Girişi
Lütfen Üye Olunuz...



Loading
Türkiye`nin İnanç Merkezleri
Google Dil Çeviri Robotu
Türk ve Dünya Tarihi
Google Grupları
Türk ve Dünya Tarihi grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Site İçi Arama Motoru
Ana Sayfa Türk İslam Devletleri Mısır'da Kurulan Türk Devletleri - Memlukler

 

Kaplıca Şifalı Su Çamur Su Water Meslek Dersleri