PostHeaderIcon İlk Türk Devletlerinde Toplum Yapısı Video Ders Anlatımı

2. ÜNİTE  : Türklerde Toplum Yapısı

A. İlk Türk Devletlerinde Toplum Yapısı

Türkler içinde yaşadıkları tabiat şartlarına uygun "atlı göçebe" (konargöçer) hayat tarzını benimsemişlerdi. Yaşanılan coğrafya toplumun karakterinin şekillenmesinde oldukça etkili olmuş, "sert, mücadeleci, bağımsız yaşama" karakteristik özellik halini almıştır.

Eski Türk topluluklarının göçebelikleri, amaçsız gezgincilik arzusundan değil, sürülerine daima taze ot ve su bulmak içindi. Hayatları kışlak ve yaylak arasında düzenli gidip gelme şeklindeydi. Türkler ilkbaharda yaylaların bulunduğu kuzeye ve yükseklere çıkıyorlardı. Her boyun veya oymağın belirli yaylası ve otlağı vardı. Boy beyinin emri ile başlayan göç, çift hörgüçlü develer veya dört tekerlekli, üstü kapalı ve öküzlerle çekilen arabalarla (kağnı) yapılmaktaydı. Yaylalara göçerken güzel elbiseler giyilir, neşeli şarkılar söylenirdi. Günümüzde Karadeniz yaylalarına yapılan göçler benzer özellikler taşımaktadır.

1. Toplumsal Yapı

Türk devletlerinde kağanın sarayında, kurultayda ve ziyafetlerde her boyun oturacağı yer "orun" ve kesilen hayvanın etinden alacakları pay "ülüş" olarak belirlenmişti. Sosyal bir kurum hâline gelen bu kurallar zamanla Türk devlet teşkilatının değişmez prensipleri oldu. Bu kurallar günümüzde Orta Asya Türk cumhuriyetlerinde de uygulanmaktadır.

Türk toplumsal yaşayışını düzenleyen kurallar (töre), toplumda hâkim ve geçerli olan tek değerdi. Türk toplumu töre sayesinde daima dinamik ve güçlü olmuş, devletler zaman zaman yıkılırken Türk toplumu daima varlığını koruyarak yeni devletler kurmuştur.

Türklerde birey, toplum ve devlet daima birbirleri ile sıkı bir ilişki içindeydi. Türk toplumunda bireyin devletten en önemli isteği adaletti. Devlet bunu sağlarken birey de devlete bağlı olmak, vergi vermek askerlik görevini yapmakla yükümlüydü. Yöneticilerle yönetilenler arasında karşılıklı görev ve sorumlulukların yer aldığı "tüz" adı verilen yazılı olmayan biranlaşma mevcuttu.

İlk Türk devletlerinde toplumsal yapı; oğuş (aile), ailelerin birleşmesiyle urug, urugların birleşmesiyle boy, boyların birleşmesi ile de bodun oluşuyordu.

a. Aile (Oguş)

Türk sosyal hayatı, akrabalık bağları üzerine kurulmuştu. Toplumun çekirdeğini oluşturan ailede babanın yanında annenin de söz hakkı vardı. Başta ev olmak üzere ailenin bütün maddi varlığı, eşlerin ortak malı idi. İş bölümü anlayışının hâkim olduğu ailenin bütün faaliyetlerine erkekle birlikte katılan kadın ata binmekte, silah kullanmakta ve avcılık yapmaktaydı.İlk Türklerde babaya "kang" anneye ise "ög" denilirdi.

Eski Türk ailesi bugün olduğu gibi "küçük aile" yani "çekirdek aile" tipindeydi. Evlenen erkek çocuklara çadır ve bir miktar mal verilirdi. Ancak küçük oğul, evlendikten sonra babasının çadırında kalmakta ve onların ölümlerinden sonra da çadırın ve babasının kalan malının sahibi olmaktaydı. Kız çocukları evlenirken babasının yaptığı çeyiz nedeniyle daha sonra baba malından hak talep etmezdi.

Türklerde genellikle dışarıdan evlilik (exogamie) tercih edilmekteydi. Bu tür evlilikle akraba sayısı arttırılarak karşılıklı olarak birbirlerine destek ve himaye sağlanırdı. Ayrıca akraba boylar arasındaki çatışmalar önlenerek iç barış sağlanıyordu. Türk toplumunda tek eşle evlilik (monogamie) yaygındı.

Türklerde evlilik, erkek ve kızın ortak iradesi ile ailelerinin karşılıklı rızasına bağlıydı. Evlenme; söz kesme, nişan ve düğün töreniyle tamamlanırdı. Kadının mülkiyetinde olmak üzere kız tarafı erkek evinden "kalıng" (kalın) alırdı. Eğne (yumuş) adı verilen gelinin çeyizi, günümüzde olduğu gibi eskiden de herkesin görmesi için düğünden önce kız evinde sonra da erkek evinde sergilenmekteydi. Köktürkler düğünlerde "törün" (düğün yemeği) verirlerdi. Evlenen kıza "gelin", erkeğe de "güvey" denilmekteydi. Evlilik, yapılan nikâh ile hukuki bir nitelik kazanmaktaydı.

Ailede eşler arasında sadakat vardır. Evli erkek ve kadın gayri meşru ilişkide bulunduğunda cezası ölümdü. Türk hukuk sisteminde eşlerin karşılıklı olarak sebep göstermek ve ispat etmek şartıyla boşanma hakları vardı.

Aile ve toplum arasında bir köprü görevini gören kadın sosyal sistemin ilerleyişine katkı sağlardı. Türk kadını sadece çocuğun topluma hazırlanmasında değil ailede sağlıklı bir iletişim ortamının kurulmasında da etkiliydi. Ayrıca ekonomik hayatta da yapıcı ve üreticiydi.

Türk aile sisteminin ilkeleri, bütün kuruluşlara ve fertlerin davranışlarına yansımıştır. Eski Türk toplumunda devletin "baba" olarak kabul edilmesinde Türk ailesinin ana, baba ve evlat ilişkilerinin oldukça etkili olduğunu söyleyebiliriz.

Eski Türk ailesinin meskeni; kağnılar, develer ve katırlar üzerinde bir yerden başka bir yere taşınabilen çadırlardan ibaretti. "Yurt" veya "keregü" olarak adlandırılan bu çadırların yanı sıra daimi nitelikli evlerde bulunmaktaydı.

b. Urug (Aileler Birliği)

Türk toplumunda ailelerin birleşmesiyle urug oluşmaktaydı. Bu aileler genellikle birbirlerine yakın akrabalık bağları ile bağlıydı. Sosyal ve ekonomik bakımdan dayanışma, güvenlik ihtiyacı aileleri bir araya getirirdi. Urug ile ilgili kararlaraile reisleri tarafından alınır ve uygulanırdı.

c. Boy (Uruglar Birliği)

Urugların birleşmesiyle meydana gelen boyun başında bey unvanı ile anılan bir boy başkanı bulunmaktaydı. Bey, cesareti, mali kudreti, hizmeti, adaleti ve doğruluğuyla tanınmış aile reisleri ve urug reisleri arasından seçilmekteydi. Boy başkanının görevi, boydaki iç dayanışmayı korumak, hak ve hukuku sağlamak, gerektiğinde boyunun çıkarlarını savunmaktı. Buna göre boy siyasi bir nitelik kazanmaktaydı. Her boy topluluğunun belli bir toprağı ve askerî gücü bulunurdu. Devlet teşkilatında görülen meclislerin küçük bir örneği boyda da vardı. Meclis üyeleri, aile ve urug reislerinden oluşmaktaydı. Bir siyasi birliğe katılan boya "ok" deniyordu.

Her boyun kendine ait kışlağı ve yaylağı vardı. Yaylak, bütün boyun ortak malı olduğu hâlde, kışlak yani kışlık konaklar, ferdin özel mülkü sayılıyordu. Her boyun kendisine özgü bir damgası (tamga) vardı. Boya mensup aileler ise sürüler hâlinde besledikleri hayvanlarını komşularının hayvanlarından ayırt edebilmek için onları işaretlemekteydiler.

ç. Bodun (Millet)

Bodun (millet) akraba boyların bir teşkilat etrafında toplanması ile meydana gelmekteydi. Başında "kağan, han, il-teber, yabgu, şad, erkin" gibi unvanlar taşıyan bir başkan bulunmaktaydı. Bodun, devleti meydana getiren temel unsur olduğundan siyasi bir topluluk niteliğindeydi. Devlet, sadece tek bir "bodun"dan meydana gelmiyordu. Aynı zamanda bodun başkanı olan Türk hükümdarı, diğer bütün bodunları aynı devlet çatısı altında toplamaya çalışmaktaydı. Bodunların ve boyların iş birliği ile oluşan devlet; toprağı, halkı, töresi ile yurdu koruyan; milleti huzur ve barış içinde yaşatan siyasi bir kuruluştur.

Son Güncelleme (Cuma, 04 Temmuz 2014 10:01)

 
Üye Girişi
Lütfen Üye Olunuz...



Loading
Türkiye`nin İnanç Merkezleri
Google Dil Çeviri Robotu
Türk ve Dünya Tarihi
Google Grupları
Türk ve Dünya Tarihi grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Site İçi Arama Motoru
Ana Sayfa Türklerde Toplum Yapısı İlk Türk Devletlerinde Toplum Yapısı Video Ders Anlatımı

 

Kaplıca Şifalı Su Çamur Su Water Meslek Dersleri